Osmanlı Bahçesi Yerli Sebze Tohumları
14869
home,page,page-id-14869,page-template,page-template-full_width,page-template-full_width-php,ajax_fade,page_not_loaded,,vertical_menu_enabled,qode-title-hidden,side_area_uncovered_from_content,qode-theme-ver-8.0,wpb-js-composer js-comp-ver-4.5.1,vc_responsive
ss1
ss2
ss3

Osmanlı Bahçesi

İnsanlık kendini ancak doğanın içinde tam, eksiksiz, huzur ve mutluluk içinde hissedebilir. Bir ağacı, bir çiçeği, dağları, denizi seyrederken hissettiklerimiz eşsizdir. Bu sebeple uygarlaşmanın temel unsuru olan şehirleşme sürecinde insanoğlu bahçe kültürünün önemini kavramıştır. Biz de yaratıcı doğal ürünler üzerine düşünürken, toprakla ilişkinin insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkilerini bilerek; yaptığımız işten çok mutluyuz. Doğaya olan sevgimizin sonucunda 2005 yılında kurduğumuz fidanlığa Osmanlı Bahçesi adını verdik, sonra İstanbul’u geride bırakarak köyümüzü aramaya çıktık. Hayalini kurduğumuz doğal yaşam, az tüketim, sürdürülebilir çözümler üzerine çalışmaya keyifle devam ederken, yerelden ulusala tüm güzel insanları sebze tohumlarının mucizesiyle tanıştırmayı misyonumuz edindik.

 

Sürdürülebilir sağlıklı yaşam kültürü için çalışıyoruz

Bahçenizde, apartman dairenizin bir köşesinde veya balkonunuzda küçük çaplı tarım faaliyetlerine girmek istiyorsanız buradan başlayabilirsiniz!

1a
sebze tohumu

Anadolu’da yıllarca ekilen yerli cins, doğal, özlediğimiz tad ve kokuda lezzetli sebze yetiştirebilmeniz için pratik kutusunda hazırlandı. Bir kutuda yaklaşık 1000 adet tohum bulunur.

2a
yemek & özgürlük

Evde, süs bahçenizde, saksıda, terasınızda, apartman boşluğunda, sitenizin atıl bir köşesinde, balkonda, hobi bahçenizde yani toprağa ulaştığınız küçük alanlarda kendi sebzenizi yetiştirme özgürlüğüne kavuşursunuz.

3a
ekonomi

Kendi sebzelerinizi yetiştirmek en az yıllık %20 ev bütçesine katkı demektir. Ama daha önemlisi istediğiniz an, nasıl yetiştiğini bildiğiniz, temiz, sağlıklı yiyeceklere gereksiz yere yüksek bedeller ödemekten kurtulursunuz. Daha ekonomik ve sağlıklı bir çözümdür.

4a
sürdürülebilirlik

Şehirler kalabalıklaştıkça bir numaralı temel ihtiyacımız olan gıdaya ulaşmanın tek yolu marketler oluyor. Peki bu ne kadar güvenilir ve sürdürülebilir? Aileniz ve sevdiklerinizi küresel gıda ve finans krizlerinden korumak için evde üretim küçük bir adımdır.

Öne Çıkan Ürünlerimiz

Ürünler hakkında detaylı bilgi edinmek için tıklayın.

Standart Tohum vs. Hibrit Tohum
Standart tohum dedelerimizden kalan ata yadigarı tohumlardır. Bu tohumlar ekilir, dikilir, en iyi gelişmiş bitkilerden bir kaç tanesi tohumu alınmak üzere ayrılır. Örneğin domatesin çekirdekleri az güneşli bir yerde kurutulur ve ertesi yıl yeniden ekilerek kullanılır. Hibrit (melez) çeşitler ise standart çeşit ya da tohumlardan farklıdırlar. Bunlar her yıl yeniden satın alınması gereken tohumlardır. Hibrit tohumlardan hasat zamanında tohum alınabilir, ekildiklerinde başarılı bir şekilde bitkiler geliştirilebilir. Fakat tekrar kullanıldıklarında ilk satın alınmış orijinali kadar verim vermezler ve her tohumdan farklı bitkiler gelişebilir. Bilinenin aksine hibrit çeşitler yerel çeşitleri doğrudan yok etmezler ama bio çeşitliliğe büyük tehdit olarak görülülürler. Kısacası geleneksel tohum, yerini hiçbir tohumun dolduramayacağı vazgeçilmez bir değerdir.

2008 Dünya Gıda Krizi ve Gelecek
2007 ve 2008 yıllarında dünya çapında gıda fiyatlarındaki anormal yüksek artışlar bir küresel krize dönüşmüş, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklara, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde sosyal huzursuzluklara neden olmuştur. Bu krizin nedeni tarım ürünleri üreten ülkelerdeki kuraklıklar ve petrol fiyatlarındaki artışlar gösterilmektedir. Petrol fiyatları gıdaların nakliye ve gıda endüstrisinde maliyet artışlarına neden olmuştur. Bu kriz göstermiştir ki herkesin yaşam hakkı olan gıdaya ulaşmak, küreselleşmiş dünyamızda çok tehlikeli bir ekonomik zincire bağlanmıştır. İnsanların toprağa yabancılaştığı, 8 milyara dayanan nüfusu besleyebilmek ancak kitle tarımsal üretimiyle mümkün olmaktadır. Bu kırılgan zincirde meydana gelecek herhangi bir kopma tüm dünyayı açlık felaketiyle yüz yüze bırakabilir. Küresel iklim değişikliği ve hızlı nüfus artışı bu tehlikenin en zayıf halkasını oluşturmaktadır.